Prof. Dr. Çağatay Güler, toplumda yumuşak su içme eğiliminin çok yaygın olduğunu ancak yumuşak suyun yerine biraz daha sert su içmenin daha büyük yarar sağladığını bildirdi.

 

Hacette Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağatay Güler, toplumda yumuşak su içme eğiliminin çok yaygın olduğunu ancak yumuşak suyun yerine biraz daha sert, içerisinde temel minerallerin bulunduğu suyu içmenin daha büyük yarar sağladığını bildirdi.

Güler, yaptığı açıklamada, suyun bütün canlıların varlığı için önemli olduğunu belirterek, suyla ilgili her müdahalenin bütün canlıların sağlığını ilgilendirdiğini söyledi.

Günlük 1,5-2 litre sıvı içilmesi gerektiğini anlatan Güler, “Bunun en az 1,5 litresinin kesinlikle su olarak tüketilmesi gerekiyor. Yazın sıcak aylarında bu miktar artabilir. İshal, kusma olan insanlarda bu miktar daha fazla olabilir. Çok özel durumlarda da hekimler vücut dengesini korumak için sıvı verebilirler.” diye konuştu.

Suyla ilgili bazı yanlış yaklaşımlar olduğunu ifade eden Güler, “Terli terli su içme” söyleminin insanları bazen su içmekten uzaklaştırdığını, spor yapan çocukların terli olduğu için bazen su içmeyebildiğini dile getirdi. Vücudun ve böbreklerin sağlığı için su tüketiminin önemli olduğunun altını çizen Güler, şunları kaydetti:

“Büyük bir yanlışımız var, biz kışın genellikle kuşların yeme ihtiyacı olduğunu zannederiz ve kuşlara yem veririz. Oysa kuşların kışın en çok bulamadığı şey sudur. İnsanlara da sanki kışın su içme ihtiyaçları azalmış gibi gelir susama duygusu hissetmez. Susama duygusu insanın su ihtiyacını belirlemez. Onun için kafamıza yazmalıyız, günlük 1,5 litre suyumuzu içmeliyiz. Bunu bir bölümde değil, günün belli saatlerine bölerek içmeliyiz. Günde en az 7 su bardağı dolusu su içmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz ve bu yaz kış değişmemeli.”

“Kışın su içme oranları düşüyor”

Güler, kışın su içme oranlarının düştüğünü dile getirerek, su tüketiminin ise yazın da kışın da değişmediğini söyledi. Türk toplumunun yumuşak suya şartlandığına dikkati çeken Güler, “Genellikle yumuşak su tüketiriz. Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı büyük bir araştırma var, yumuşak su içen toplumlarda kalp hastalıklarının biraz daha fazla oranda olduğu söyleniyor. Araştırmayla ilgili tartışmalar var ama sert suyun kalp hastalıklarını azalttığı söyleniyor.” dedi.

Güler, suyun içerisinde kirletici madde olmaması gerektiğini ancak insan vücudu için gerekli minerallerin bulunması gerektiğini belirtti. Sert suda kalsiyum tuzlarının daha fazla oranda bulunduğuna dikkati çeken Güler, şöyle konuştu:

“Sert sular, maden suyuna biraz daha yakın. Genellikle yumuşak su içme eğilimi bizim toplumumuzda çok yaygın ama yumuşak suyun yerine biraz daha sert, içerisinde temel minerallerin olduğu suyu içmek daha büyük yarar sağlar. Bunu birey ayırt edemez. İki kural var halk sağlığında. Suyun güvenliği ve niteliğini bireye bırakamayız. ‘Sen git, ara bul sert su iç, temiz su iç’ deme şansımız yok. O toplum yönetiminde belediyeler ve devlet tarafından sağlanmak zorunda. Bunu sağlamanın yolu da sistemik su, yani şebekeyle verdiğimiz suyun standardının korunması gerekiyor.”

Suyun hem temizlik hem de vücudun fonksiyonlarını yerine getirmesi açısından önemli olduğunun altını çizen Güler, kalbin, akciğerin, beynin doğru çalışması için suyun gerekli olduğunu anlattı.

Suyu yeterli tüketmenin hastalıklardan koruyucu etki yapacağını vurgulayan Güler, “Su bütün hastalıklar açısından önemli, vücut fizyolojisini güçlendirir. Çocuklarda ishal artmasın diye suyu keserler, bu çocuğun ölümüne bile yol açabilecek tehlikeli bir durumdur. Onun için ishalli hastalıklarda, kışın sık görülen nezlede, gripte akıntıların çok fazla olduğu dönemde içtiğimiz su miktarının artırılması gerekiyor.” açıklamasında bulundu.

Sende bir yorum yaz :

Please enter your comment!
Please enter your name here